Sayı: 226 - Ortalama okuma süresi: 5 dakika (1.017 kelime)

$ 43,27 TL - € 50,27 TL - ₿ 95.216 dolar - ETH 3.304 dolar

BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 3,42’lik artışla 12.618 puandan tamamladı.

nabız

İran’da yükselen tansiyon, rejim tartışmasının çok ötesine geçti. Sahadaki hareketlilik artık nükleer güvenlikten enerji piyasalarına, göç riskinden bölgesel güç dengelerine kadar uzanan çok katmanlı bir krize dönüşmüş durumda.

Türkiye için soru net: Bu sarsıntı yönetilebilir bir değişim mi doğuracak, yoksa kontrolsüz bir dağılma mı?

Ortadoğu’da satranç sertleşiyor

İran merkezli gerilim, Ortadoğu’nun tüm fay hatlarını aynı anda titretiyor. Sokakta öfke yükselirken, küresel başkentlerde senaryolar masaya yatırılıyor. ABD, caydırıcılık ve baskı arasında gidip gelen bir denklem kuruyor. İsrail, tehdidi kaynağında durdurma refleksiyle hareket ediyor. İran toplumu ise uzun süredir bastırılmış bir enerjinin dışa vurumunu yaşıyor.

Türkiye bu tabloya mesafeli ama dikkatli bakıyor. Ankara’ya göre mesele, kimin iktidarda olacağından çok, İran coğrafyasının nasıl bir sürece gireceği.

Devlet yapısı kırılırsa ne olur?

Türkiye açısından en riskli senaryo, İran’da merkezi otoritenin zayıflaması. Böyle bir kırılma, yalnızca siyasi iktidarı değil; güvenlik mimarisini, sınır kontrolünü ve toplumsal dengeyi de hedef alır.

Bölgesel tecrübe açık: Devlet boşluğu oluştuğunda, onu özgürlük değil; silahlı yapılar, vekâlet savaşları ve kitlesel göç doldurur. Ankara’nın temkinli yaklaşımı bu nedenle ideolojik değil, yapısaldır.

Sessiz cephede yürüyen mücadele

İran’daki kriz yalnızca meydanlarda yaşanmıyor. İstihbarat operasyonları, hassas askeri hedeflere yönelik örtülü hamleler ve içeriden çözülen güvenlik zincirleri, denklemin görünmeyen tarafını oluşturuyor.

Nükleer altyapıya yönelik nokta müdahaleler ve üst düzey askeri kayıplar, İran’ın iç güvenlik zırhının sandığı kadar sağlam olmadığını gösteriyor. Bu durum, krizi daha da kırılgan hale getiriyor.

Toplum geri dönüş eşiğini geçti

Uzun yıllardır süren yaptırımlar, ekonomik daralma ve siyasal baskı, İran toplumunda geri dönülmesi zor bir psikolojik eşik yarattı. Özellikle genç nüfus ve kadınlar, sistemle bağını büyük ölçüde koparmış durumda.

Güvenlikçi refleksler kısa vadede kontrol sağlasa da, biriken toplumsal basıncı boşaltmaya yetmiyor. Bu da süreci zamana yayılan ama daha sert dalgalara açık hale getiriyor.

Tarihin yükü masada

İran’ın bugünkü refleksleri, yalnızca bugünün koşullarıyla açıklanamıyor. Dış müdahale deneyimleri ve rejim değişimlerinin yarattığı tarihsel travmalar, hem devlet aklını hem de toplumsal hafızayı şekillendiriyor.

Bu miras, dış baskıya karşı sert duruşu beslerken; aynı zamanda içerideki dönüşüm taleplerini de karmaşıklaştırıyor.

Türkiye’nin hassas fay hattı

Ankara için kritik başlıklardan biri, İran’ın çok etnili yapısının nasıl etkileneceği. Merkezi otoritenin zayıflaması halinde, etnik ve bölgesel gerilimlerin hızla siyasallaşması riski bulunuyor.

Böyle bir senaryo, Türkiye sınırlarına doğru yeni bir göç ve güvenlik baskısı anlamına gelebilir. Mevcut yük dikkate alındığında, bu ihtimal Ankara’da ciddi bir risk başlığı olarak değerlendiriliyor.

Nükleer dosya krizi büyütüyor

İran’ı diğer kriz alanlarından ayıran temel unsur, nükleer ve balistik kapasitesi. Devlet kontrolünün zayıflaması, bu kapasitenin kimlerin elinde kalacağı sorusunu gündeme getiriyor.

Bu belirsizlik, sadece bölge ülkeleri için değil; Avrupa’dan Akdeniz’e uzanan geniş bir coğrafya için güvenlik tehdidi oluşturuyor. Enerji piyasaları da bu riskleri yakından izliyor.

Ankara’nın pozisyonu: Soğukkanlılık

Türkiye, İran toplumunun değişim talebini reddetmiyor. Ancak ani ve dış müdahaleyle şekillenen senaryoların, bölgeyi daha istikrarlı hale getirmediği görüşünde.

Ankara’nın savunduğu yaklaşım; zamana yayılan, içeriden şekillenen ve devlet yapısını tamamen çökertmeyen bir dönüşüm.

Önümüzdeki tablo

Washington’un sınırlı ve hedefli adımlarla baskıyı artırması ihtimal dahilinde. Ancak sahadaki birçok aktör, İran’ın geleceğinin dış müdahalelerle değil, iç dinamiklerle belirleneceği konusunda hemfikir.

Jeopolitik denklemin özeti şu:
Zorla hızlandırılan değişim kısa vadede sonuç üretir, uzun vadede maliyet yaratır.

Türkiye bu maliyetin büyüklüğünün farkında ve bu nedenle çöküş değil denge, kaos değil yönetilebilir dönüşüm arayışında.

bir doz teknoloji

Massachusetts Teknoloji Enstitüsü’nde (MIT) geliştirilen akıllı hap yutulduktan kısa süre sonra sinyal veriyor.

Bilim insanları, uydu verileri ve buzulların hareket fiziğini birleştirerek Antarktika’nın buz tabakasının altındaki topoğrafyayı şimdiye kadarki en ayrıntılı haliyle haritaladı; yeni bulgular, iklim değişikliğinin deniz seviyelerine etkisini anlamada kritik bir eşik olabilir.

Güney Kore’de KAIST araştırmacıları, yaraya uygulandığında 1 saniyede kanamayı durduran toz tipi sprey geliştirildi. Tamamen doğal malzemelerden oluşan toz, yüzde 99’un üzerinde hücre canlılığı ve yüzde 99,9 antibakteriyel etki sağlıyor.

iş dünyası

KPMG Türkiye verilerine göre, değeri açıklanmayanlarla birlikte Türkiye’de 2025 yılında toplam 18,5 milyar dolarlık 574 adet şirket birleşme ve satın alma işlemi gerçekleşti.

Türkiye 1 Nisan 2026'da 5G teknolojisine geçmeye hazırlanırken, Vodafone Türkiye özelleştirilmiş şebeke çözümlerindeki liderliğini ilan etti. Ülkede özel izinle yürütülen 12 adet 5G projesinin 10'unu üstlenen şirket, 81 ilde eş zamanlı başlayacak dünyanın en büyük 5G lansmanı için geri sayıma geçti.

ABD Başkanı Donald Trump, bazı gelişmiş yarı iletkenlere yüzde 25 tarife getiren kararnameyi imzaladı. Düzenleme, Nvidia H200 ve AMD MI325X gibi belirli çipleri kapsıyor.

Türk savunma sanayiinin önde gelen şirketlerinden Roketsan, 2025 yılında ihracat rekoruna imza attı. Genel Müdür Murat İkinci, şirketin ihracat rakamının 750 milyon doları geçtiğini ve yıllık bazda yüzde 50'nin üzerinde büyüme sağlandığını duyurdu. İkinci, bu büyümenin sürdürülebilir olması için tedarikçilerden uluslararası ortaklara kadar tüm paydaşların kazandığı bir "ekosistem liderliği" modelinin şart olduğunu belirtti.

ABD’de medikal teknoloji şirketi Boston Scientific, aynı ülkedeki sağlık şirketi Penumbra'yı yaklaşık 14,5 milyar dolar değerindeki bir anlaşmayla satın alacağını duyurdu.

Küresel hisse senedi fonları, 14 Ocak ile sona eren haftada son 15 haftanın en güçlü net sermaye girişine sahne oldu. Lipper verilerine göre hisse fonlarına 45,59 milyar dolarlık net yatırım yapıldı. ABD fonları başı çekerken Avrupa ve Asya fonlarında da güçlü girişler izlendi. Yatırımcıların teknoloji, sanayi ile metal-madencilik hisselerine yöneldiği görülürken, tahvil fonlarına ilgi sürse de para piyasası fonlarından dikkat çekici çıkış yaşandı.

yaratıcılık

Evde yalnız yaşayanlara yönelik “Öldün mü?” uygulaması, birkaç gün giriş yapılmayınca acil kişilere bildirim gönderiyor. Tarihin en ilginç uygulamalarından olan gelişme önce Çin daha sonra ise bütün dünyada ses getirdi.

Bandcamp, 'Bandcamp’ı İnsanca Tutmak' başlıklı blog yazısıyla yapay zeka tarafından tamamen ya da büyük ölçüde üretilen müzik ve seslerin platformda yayımlanmasını yasakladığını duyurdu. Şirket, kararın bağımsız müzisyenleri ve insan yaratıcılığına duyulan güveni korumayı amaçladığını bildirdi.

BBC, dijital platformlara kayan izleyici alışkanlıkları doğrultusunda YouTube için özel içerikler üretmeye hazırlanıyor. Financial Times’a göre, özellikle genç izleyicileri hedefleyen anlaşmanın gelecek hafta duyurulması bekleniyor.

💊 dil altı

  • Cenk Sidar’ın ‘The Centaur Man’ yazısı

  • Aydın Erdem ‘Türkiye’nin geleceği kim?’ sorusuna yanıt aradı

  • Dünyanın en ilginç mimari yapıları

gitmeden önce

Kapsül’ün misyonu, sizlere objektif, bağımsız, doğrulanmış ve onaylanmış haber içeriği sağlamaktır. Hiçbir siyasi parti, vakıf ve dernek ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi yoktur, destekleriniz bizim için çok değerli.

☕️ Bültenlerimizi beğeniyorsanız bizi destekleyebilir ya da ekibimize kahve ısmarlayabilirsiniz.

📣 Sponsor olmak bize ulaşın.

Keep Reading

No posts found