In partnership with

Sayı: 219 - Ortalama okuma süresi: 7 dakika (1.536 kelime)

$ 42,50 TL - € 49,33 TL - ₿ 91.045 dolar - ETH 3.038 dolar

BIST 100 endeksi, haftayı yüzde 0,22’lik düşüşle 10.898 puandan tamamladı.

nabız

Hazırlayan: Serdar Cebe

Eğer 20. yüzyılın tarihini tek bir kelimeyle özetlemek zorunda kalsaydık, o kelime muhtemelen "Petrol" olurdu. Savaşlar onun için çıktı, sınırlar ona göre çizildi, dev ekonomiler onun üzerine kuruldu. Ancak takvim yaprakları değişti ve sessiz sedasız yeni bir çağın kapısını araladık. Artık dünyanın en güçlü ülkelerinin, en büyük şirketlerinin ve en hırslı liderlerinin gözü siyah sıvıda değil; periyodik tablonun en ücra köşelerinde saklanan, isimlerini telaffuz etmekte bile zorlandığımız metallerde.

Bugün, lityum, kobalt, neodim veya paladyum gibi elementler; dedenizin bildiği altın veya gümüşten çok daha stratejik bir anlama sahip. Hafta sonu kahvenizi yudumlarken, cebinizdeki telefondan garajınızdaki (veya hayalinizdeki) elektrikli arabaya, hatta ulusal güvenliğinize kadar her şeye dokunan bu "yeni petrol"ün hikayesine, jeopolitik satrancına ve Türkiye’nin bu denklemdeki yerine bir göz atalım.

Teknoloji neden madene muhtaç?

Bir an için modern hayatı durdurduğumuzu hayal edin. Akıllı telefonlar, dizüstü bilgisayarlar, elektrikli araçlar, MR cihazları, fiber internet kabloları… Hepsini ortadan kaldırırsanız geriye ne kalır? 1950'lerin mekanik dünyası. İşte bu devasa teknolojik sıçramayı mümkün kılan şey yazılım kodları gibi görünse de, o kodların çalıştığı donanımın iskeleti "Kritik Mineraller"dir.

Örneğin, şu an bu yazıyı okuduğunuz ekranın dokunmatiği İndiyum sayesinde çalışır. Titreşim motoru Neodim mıknatısı kullanır. Bataryası Lityum ve Kobalt ile hayat bulur. Yani, "dijitalleşme" dediğimiz o soyut bulut, aslında yerin yüzlerce metre altından çıkarılan somut kayalara göbekten bağlıdır.

Bu durum, savunma sanayii için de geçerlidir. Bir F-35 savaş uçağının havalanabilmesi için yaklaşık 400 kilogram nadir toprak elementine ihtiyacı vardır. Gelişmiş bir füze sisteminin hedefini bulması, radar sistemlerinin çalışması; tamamen bu "nadir" elementlerin varlığına bağlıdır. Dolayısıyla mesele sadece "daha hızlı telefon" değil, aynı zamanda "daha güvenli bir ülke" meselesidir.

Donald Trump ve "Büyük Uyanış"

ABD eski Başkanı (ve tekrar aday olan/seçilen) Donald Trump’ın mitinglerinde veya demeçlerinde sık sık madencilikten bahsettiğini, Çin’e karşı sert çıkışlar yaptığını duyarsınız. Bu, rastgele bir öfke nöbeti değildir. Bu, Washington’da geç de olsa fark edilen acı bir gerçeğin yansıması olarak görülüyor. Yani Batı, tedarik zincirinde uyumuş durumda.

Son 30 yılda ABD ve Avrupa, "kirli ve zor iş" olarak gördükleri madenciliği ve maden işlemeyi kendi topraklarından uzaklaştırdı. "Bırakalım Çin yapsın, biz ucuza alalım" mantığı, kısa vadede karlıydı. Ancak bugün gelinen noktada Çin, nadir toprak elementlerinin işlenmesinde %90'a varan bir pazar hakimiyeti kurdu.

Trump’ın (ve aslında Pentagon’un) gördüğü kabus şudur: Eğer Pekin, yarın sabah "Artık ABD'ye Galyum satmıyorum" derse, Silikon Vadisi durur, savunma sanayii kilitlenir. İşte Trump'ın "yerli üretim" ve "maden güvenliği" konusundaki obsesyonunun arkasında, bu stratejik bağımlılığı kırma arzusu yatıyor. Bu, sadece ticari bir rekabet değil; 21. yüzyılın soğuk savaşının ana cephesi.

Şanslı coğrafyalar ve "Kaynak laneti"

Dünya haritasını değerli madenlere göre yeniden çizerseniz, sınırların değiştiğini görürsünüz.

Suudi Arabistan petrolde neyse, Avustralya ve Şili lityumda odur. Kongo, bataryaların vazgeçilmezi olan kobaltta tekel durumda. Ancak burada ilginç bir paradoks var: Kaynağa sahip olmak zenginlik getirmiyor, o kaynağı "işleyebilmek" güç getiriyor.

Çin'in başarısı burada gizli. Çin, madenlerin çoğunu kendi toprağından çıkarmıyor; Afrika'dan, Güney Amerika'dan alıyor, kendi tesislerinde işliyor ve dünyaya "yarı mamul" veya "son ürün" olarak satıyor. Tıpkı kahve çekirdeğini ucuza alıp, işleyip paketleyerek pahalıya satan global kahve zincirleri gibi.

Türkiye masanın neresinde?

Gelelim en merak edilen soruya:

Biz ne kadar şanslıyız?

Türkiye, jeolojik olarak "Tetis Metalojen Kuşağı" üzerinde yer alıyor. Bu süslü jeolojik terim, "altımızda ciddi bir potansiyel var" anlamına geliyor.

Zaten biliyoruz; Bor madeninde dünyanın tartışmasız lideriyiz (%73 rezerv). Yıllarca "Bor'u işleyemiyoruz, deterjan yapıyoruz" efsaneleriyle büyüdük ama gerçek şu ki, Bor artık savunma sanayiinden enerjiye kadar yüksek teknolojili alanlarda kullanılıyor ve Türkiye bu konuda stratejik bir oyuncu.

Ancak asıl heyecan verici gelişme, Eskişehir Beylikova’da keşfedilen Nadir Toprak Elementleri (NTE) rezervi. Yapılan açıklamalar, buranın Çin’den sonraki en büyük ikinci rezerv olabileceğini işaret ediyor. Bu, Türkiye için bir "piyango" olabilir.

Fakat burada temkinli bir iyimserlik gerekiyor. Yukarıda bahsettiğimiz gibi; madeni bulmak işin sadece %20'sidir. Asıl mesele, o toprağı alıp içindeki elementleri %99.9 saflıkta ayrıştıracak teknolojiyi kuruyor. Bu teknoloji pahalı, çevresel riskleri var ve yüksek mühendislik gerektiriyor. Eğer Türkiye, Beylikova'da sadece maden çıkaran değil, onu "işleyen" ve "uç ürüne dönüştüren" tesisleri tam kapasiteyle hayata geçirebilirse, önümüzdeki 10 yıl içinde Türkiye ekonomisi için bambaşka bir hikaye yazılabilir.

Sektörün büyüklüğü: Trilyon dolarlık oyun

Bir iş insanı gözüyle bakarsak, ne kadarlık bir pastadan bahsediyoruz?

Uluslararası Enerji Ajansı verilerine göre, temiz enerji teknolojileri için gereken kritik mineral pazarı şimdiden 320 milyar doları aştı. Ancak bu rakam sizi yanıltmasın. Bu sadece "tuzun" fiyatı. O tuzun girdiği "yemeğin" (yani elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri, savunma sistemleri, tüketici elektroniği) pazar büyüklüğü trilyonlarca dolar.

Daha da önemlisi, bu sektör "doygunluğa ulaşmış" bir sektör değil. Tam tersine, yolun başındayız. Dünyadaki tüm araçların elektrikliye dönmesi, tüm enerjinin yenilenebilir olması hedeflerini düşündüğünüzde, bakıra, lityuma ve nikele olan talebin önümüzdeki 20 yılda %400 ile %4000 arasında artması bekleniyor. Dünya tarihinde böyle bir talep patlaması nadir görülür.

Sonuç: Gelecek toprağın altında mı?

Gelecek; sadece yazılımda, yapay zekada veya uzayda değil; ayaklarımızın altında, periyodik tablonun o karmaşık elementlerinde yatıyor.

Ülkeler için yeni güç denklemi, "Ordun ne kadar büyük?" sorusundan "Tedarik zincirin ne kadar güvenli?" sorusuna evriliyor. Türkiye gibi gelişmekte olan ülkeler için bu, tarihi bir fırsat penceresi. Sadece hammadde tedarikçisi olmak ile teknoloji üreticisi olmak arasındaki ince çizgiyi, madenlerimizi nasıl değerlendireceğimiz belirleyecek.

Belki de bir sonraki yatırımınızı düşünürken veya dünyadaki siyasi krizleri izlerken, perdenin arkasında bu sessiz metallerin savaşını hatırlamak olaylara daha net bir perspektiften bakmanızı sağlayabilir.

Neden bu kadar önemli?

Bu madenlerin önemi "ikame edilemez" olmalarından ve "geleceğin teknolojilerini" çalıştırmalarından gelir.

• Enerji Dönüşümü: Petrolsüz bir dünya hayali (elektrikli araçlar, rüzgar türbinleri) lityum, kobalt ve bakır olmadan imkansızdır.
• Dijitalleşme: Kullandığımız her mikroçip, akıllı telefon ve veri merkezi bu madenlere muhtaçtır.
• Stratejik Güç: Bu madenlere sahip olmayan ülkeler, sanayilerini dışa bağımlı hale getirir.

Hangi ülkeler "Şanslı"?

Coğrafya kaderdir sözünün en net görüldüğü alanlardan biridir.

• Çin: Sadece rezerv değil, işleme kapasitesi konusunda dünya lideri. Nadir toprak elementlerinin (NTE) işlenmesinde %80-90 pazar payına sahip.
• Avustralya: Lityum devi.
• Şili & Peru: Bakırın ana vatanı.
• Demokratik Kongo Cumhuriyeti: Kobaltın kalbi (fakat etik ve siyasi sorunlarla boğuşuyor).
• Rusya: Paladyum ve Nikel konusunda kilit oyuncu

Türkiye ne kadar şanslı?

Türkiye, jeolojik yapısı (Tetis Metalojen Kuşağı) nedeniyle oldukça potansiyelli bir ülkedir.

• Bor: Dünyadaki rezervin yaklaşık %73'ü Türkiye'dedir. Stratejik bir üstünlüktür.
• Krom, Mermer ve Altın: Ciddi bir üreticidir.
• Nadir Toprak Elementleri (NTE): Eskişehir Beylikova'da keşfedilen rezerv (dünyanın en büyük ikinci rezervi olduğu belirtiliyor), Türkiye'yi bu ligde "oyun kurucu" yapma potansiyeline sahiptir. Ancak burada kritik olan madeni çıkarmak değil, onu saflaştıracak teknolojiyi kurmaktır.

Trump’ın takıntısı

Trump'ın bu konuya obsesyonu "ekonomi"den ziyade "Ulusal Güvenlik" ile ilgili.

• Bağımlılık Korkusu: ABD savunma sanayii (F-35 uçaklarından füze sistemlerine kadar) Çin'den gelen minerallere bağımlı. Trump bunu bir "zayıflık" olarak görüyor.
• Ticaret Savaşı: Çin'in elindeki maden kozunu ABD'ye karşı bir silah olarak kullanmasını engellemek için kendi tedarik zincirini (veya dost ülkelerin zincirini) kurmak istiyor.
• "Make America Great Again": Madenciliği geri getirerek ABD içinde istihdam yaratma hedefi taşıyor.

Teknoloji ve savunma sanayi

• Lityum, Kobalt, Nikel: Elektrikli araç bataryaları.
• Nadir Toprak Elementleri (Neodim, Disprozyum): F-35 savaş uçaklarının motor mıknatısları, güdümlü füzelerin yönlendirme sistemleri, rüzgar türbinleri.
• Galyum ve Germanyum: Yarı iletkenler (çipler), radarlar, gece görüş gözlükleri.
• Titanyum: Havacılık gövdeleri.

Küresel pazar büyüklüğü

Bu sektörün maddi boyutu hızla büyüyor.

• Enerji dönüşümü odaklı kritik mineraller pazarının büyüklüğü son 5 yılda ikiye katlanarak 320 Milyar Dolar seviyesini aştı.
• Ancak bu sadece hammadde değeri. Bu madenlerin mümkün kıldığı "son ürün" ekonomisi (EV, Çip, Savunma) Trilyon Dolarlar ile ifade ediliyor.

İyi hafta sonları.

bugünün sponsoru

The New Framework for Enterprise Voice AI

Enterprise teams are automating more calls than ever — but without a consistent framework, deployments become unpredictable, costly, and slow to scale.

The BELL Framework introduces a structured way to design, test, launch, and improve Voice AI agents with reliability.

Get the guide enterprises are now using to de-risk voice automation and accelerate deployment.

bir doz teknoloji

Evrenin %27’sini oluşturduğu tahmin edilen karanlık maddeye dair ilk doğrudan kanıt olabilecek bir sinyal, Samanyolu’nun merkezinden gelen gama ışınlarında gözlemlendi.

NASA’nın Perseverance keşif aracı, Mars’ta yıldırım olabileceğine dair ilk işaretleri yakaladı. Fransız öncülüğündeki bir araştırma ekibi, aracın mikrofonu aracılığıyla rüzgarın uğultusunu dinlerken elektriksel boşalmaların çıtırtılarını kaydetti.

iş dünyası

ABD Ticaret Bakanı Howard Lutnick, çelik tarifelerinde bir değişiklik yapılması için Avrupa Birliği'nin (AB) dijital platformlara yönelik kurallarını değiştirmesi gerektiğini söyledi.

ABD'li e-ticaret şirketi Amazon, ABD'nin hükümet kurumları için yapay zeka ve süper bilgisayar altyapısını genişletmek amacıyla 50 milyar dolara kadar yatırım yapacağını duyurdu.

Alibaba, yapay zeka talebinin etkisiyle bulut bilişim gelirlerini yıllık yüzde 34 artırarak 39,8 milyar yuan’a çıkardı ve beklentileri geride bıraktı. Şirket, yapay zeka ve bulut altyapısına dört çeyrekte 120 milyar yuan yatırım yaparken, Qwen adlı ChatGPT rakibi uygulaması 10 milyon indirmeyi aştı. Bulut işindeki güçlü performansa rağmen, anlık ticaret segmentine yapılan yüksek harcamalar Alibaba’nın genel karlılığını baskılamayı sürdürüyor.

yaratcılık

İnsansı robot teknolojisinde Çin'den gelen haberle önemli bir ivme kaydedildi. "AgiBot A2" isimli insansı robot, tam 106 kilometrelik kesintisiz yürüyüşünü tamamlayarak "bir insansı robot tarafından kat edilen en uzun mesafe" dalında Guinness Dünya Rekoru'nu kırdı.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, TBMM Çocuk Hakları Alt Komisyon Heyeti ile görüştü. Görüşmede çocukların sosyal medyada korunması ve yaş sınırı getirilmesi başlıkları ele alındı.

💊 dil altı

  • Spor ve sağlıkta dijital dönüşüm

  • Cenk Sidar’dan ‘genel modeller çağında savunulabilirlik’ incelemesi

  • Selçuk Şirin’in ‘Parasosyal: Modern yalnızlığın yeni adı’ yazısı

  • Disney’in yeni Türk yapımı dizisi ‘Sekizinci aile’

gitmeden önce

Kapsül’ün misyonu, sizlere objektif, bağımsız, doğrulanmış ve onaylanmış haber içeriği sağlamaktır. Hiçbir siyasi parti, vakıf ve dernek ile doğrudan ya da dolaylı olarak ilişkisi yoktur, destekleriniz bizim için çok değerli.

☕️ Bültenlerimizi beğeniyorsanız bizi destekleyebilir ya da ekibimize kahve ısmarlayabilirsiniz.

📣 Sponsor olmak bize ulaşın.

Keep Reading